BİSİKLET KEŞİF GEZİSİ

BİSİKLET KEŞİF GEZİSİ 18 MAYIS 2022
KEŞİF ROTASI: AYVAGEDİĞİ SAZOLUK ÇAPAR ŞAHİNPINARI
PARMAKKURDU


Mesafe: 29km Süre: 4s
Yükselme: 404 m İniş: 1211m
Mersin Toroslar ilçesindeki en büyük ve kalabalık yaylalarından olan Ayvagediği, Orta Toroslar bölümünde 1200 m rakımdadır. Önceki yıllarda Çapar köyünün bir bölümü olan Ayvagediği, yaylacılığın gelişip ulaşımın da iyileşmesiyle hızlıca büyümüştür. Hatta tarihi daha eski olan Gözne yaylasından bile büyük nüfusa ulaşmıştır.
Ayvagediği ismi anlatımlara göre; burada hava akımlarının karışmadığı, sınır bölgesi anlamında olan “havagediği”nden uyarlanıp konmuştur.
Bisikletin özgürlük olduğu düşüncesiyle, daha önce yürüyüş yaparak gezdiğim yerlere bir de bisikletle gitme fikri aklıma geldi. Bu bölgede; Karatepe, Çandır Kalesi, Sinap Şatosu, Kızlar Kalesini (Manastır) yürüyüşlerde gezmiştim. Uygun zamanı bekleyerek belediye otobüslerinin bisiklet taşıma hizmetini takip ettim. Sabah
Mersin merkezde durağa giderek otobüsü bekledim. Ayvagediği aracı gelince bisikleti araca yükledik. Önde durarak aracı ve bisikleti izledim. Şoför aracı yavaş ve dikkatli kullandı. İçeride fazla yolcu olduğundan yerimi yaşlı bir amcaya verip ayakta durdum. Virajlı yollardan kıvrılarak Ayvagediği’ne vardık. Son durakta inerek şoförle birlikte kahvede çay içip sohbet ettik. Şoföre aracı dikkatli kullanışından dolayı teşekkür ettim. Çay sonrası Saat 11 gibi hareket ederek Çapar köyüne yol aldım. Virajlı yollardan hemen sağa ayrılan yoldan Sazoluk tarafına döndüm. Yıllar sonra bu yoldan giderek nostalji yaşadım. Bu yol Deliçay deresine kavuşan akarsuyun sağ sırtındaydı. Biz geldiğimiz yıllarda yol topraktı, şimdi stabilize asfalt olmuş, birkaç evden oluşan mahalle de büyümüştü. Baharla beraber ağaçlar az daha yeşillenip canlanmıştı. Sazoluk’ta sağdaki bir eve
selam verdiğimde ev sahibi beni çağırıp çaya davet etti. Kısa sohbette, adının Ali olduğunu öğrendim. Ali ayrılırken ağaçtan bana can erik ikram etti. Teşekkür ederek ayrıldım. Yola devam ederken kıvrılan virajda cami ve kahve görünce durup çay içtim kahveciden yol bilgisi alırken, karşı vadi ve giden yolları izledim. Üç seçenekten birisi olan Çapar’dan giden yolu tercih ederek hareket ettim.
Kıvrımlarla giden bozuk toprak yoldan Çapar girişine ulaşıp asfalttan Dorak yolunu buldum. Dereden batıya giden küçük köprüden geçerek geldiğim yolun hizasına ulaşınca yanlış yere gittiğimi

düşünüp geri döndüm. Beş kilometre giderek Topalak mevkiinden doğuya Dorak' a değil güneybatıya yöneldim. Toprak olan orman
yolunun yokuşları azalınca bahçeler başladı. İçel Sanat Kulübü yürüyüş grubu ile geldiğimiz bu yolu yıllar sonra hatırladım.
Yürüyüşlerimizde bu evin yanındaki çeşmede yemek molası verip dinlenirdik. Aynı şekilde burada mola verip çeşmenin serin suyunda
yüzümü yıkadım, ağaçtan beyaz dut yedim. Mola sonrası asfalt yola kavuşarak Şahinpınarı (Aşağıçandır) köyüne vardım. Köyde kahveyi
bulunca üst kata balkonlu bölüme çıktım. Oturan köylülerle sohbet ederek merak edilen soruları karşılıklı yanıtladık. Sohbette köyde
nüfusun azaldığını, ilkokula da giden yedi öğrenci olduğunu öğrenince şaşırdım. Köylülerle vedalaşırken çay parası aldırmayıp ikram ettiler,
teşekkür ettim. Kahve molası bitiminde vadi boyunca dik inişle ilerleyen yoldan sağdaki Musalı yolunu görüp asfalt yapıldığını
öğrendim. Dereye kadar kıvrımlı ilerleyen yoldan geçerken, batıda silme kesilmiş ormanın çıplak hale geldiğini görünce üzüldüm. Deliçay
deresini köprüden geçerek Parmakkurdu’na yöneldim. Çoğu tırmanışlı yolda güneş batıdan kavurarak yakıyordu. Batıdaki vadiyi tepeden izlediğimde harika bir kaya yapısı, derinlik ve bitki örtüsünü gördüm. Kavuran güneşin sıcağı ile Saat 15.00 gibi Parmakkurdu köyüne vardım. Otobüsün hareketi olan 15.30' a kadar dinlenip çay içtim. Otobüs gelince öndeki aparata bisikleti bağlayıp sabitledim.
Parmakkurdu köyü önceki yıllarda Tarsus ilçesine bağlı bir yerleşimdi.
Bakkalı, kasabı, kahvesi olan bir merkezdi. Hareket saati gelince yola çıkarak Puğkaracadağ, Demirhisar, Karacailyas'tan sonra batıya doğru D400'den yoğun trafikte güçlükle ilerledik. Karayolları durağına
gelince bisikleti sökerken şoför kibarca yardım etti. Sıcakta yine bir otobüs yardımıyla eve dönerek dinlenmeye geçtim.

Günün Özeti.: Bisikleti otobüs taşımalı götürünce hem kolaylık oldu hem de daha çok yer gördüm. Son bölümde Parmakkurdu’na otobüse yetişmek için yokuşlu yol biraz hırpalamıştı. Ama yine de yıllar sonra yürüdüğümüz yolları tekrar görmek ayrı bir duyguydu.
Yeni yol ve maceralarda görüşmek üzere hoşça kalın.–

Ceyhun EKİZ