Neden Yaramazlık Yapıyorum?

Sınıflarımızda öğrencilerimiz arasında okul ve sınıf kurallarına sıkı sıkıya uyanlar olduğu gibi kurallara uymayan çocuklarımız da bulunuyor. Çocukların yaramazlık yapmasında ve okul kurallarına uyumsuzluk göstermelerinin nedeni neler olabilir? Öğretmenler sınıfa adım attıkları anda haklarında şikâyet duydukları öğrencilerin sorunları neler? Neden bu çocuklar da diğerleri gibi derslerine çalışmıyor ve kurallara uymuyor? Okul rehberlik servisine sıklıkla gönderiliyorlar? Velileri okula ne sıklıkla davet ediliyor? Bu çocuk gelecekte toplumun dışına itilerek suça bulaşacak bireylerden birisi haline gelecek mi? Sorunlu bireylerin ortaya çıkmasında aile, çocuk, öğretmen ve toplumun mu sorumlu konusunda birçok soru sorulabilir ve fikirler ileri sürülebilir, ciltler dolusu kitap yazılabilir.

Ailelere,  birinci sınıfa çocuğunun fiziksel, akademik ve sosyal olarak hazır olmadığı söylediğinde kırgınlık ve kızgınlık yaşıyorlar. Evlatlarının çok zeki olduğunu renkleri, rakamları ve harflerin büyük kısmını tanıdığını dolayısıyla eğitim – öğretime hazır olduğunu düşünüyor. Türlü yollara başvurarak öğretmenlere ve okul yönetimlerine baskıya başlıyorlar. Aslında en büyük kötülüğü ve haksızlığı kendi çocuklarına yaptıklarının farkında bile değiller.

                Yapılan hatalardan birisi ilkokul birinci sınıfa hazır olmayan öğrencilerin ilkokula başlatılması. Okula başladığı yılın Aralık ayında yetmiş iki aylık olması gerekli olan çocuklar anne babanın ısrarıyla birinci sınıfa kayıt ediliyor. Neden bu kadar ısrarcı oluyorlar. Komşularının ya da akrabaların çocuklarından geride kalmasın, biran evvel okula başlasın bitirsin ve çalışmaya başlasın.

Zamanından önce okula başlayan çocuklarımızın bir kısmı okuma ve yazmayı öğrenmede büyük zorluklar yaşıyorlar. Soyut düşünmeyi gerektiren matematik ve fen bilimleri derslerinde başarısız oluyorlar. Akademik olarak yaşamaya başladıkları başarısızlık bir süre sonra öğrenilmiş çaresizliğe dönüşüyor. Çocukların yerine kendimizi koyalım.

Dilini çok az bildiğimiz bir ülkede okula başladığımızı düşünelim. Akademik olarak sınıfımızdaki akranlarımızın gerisinde kalacağız, sıkılmaya ve kendimizi değersiz hissetmeye başlayacağız. Kırgınlık, kızgınlık ve öfke duymaya başlarız. Zamanı geçirmek için “yaramazlık” yapmaya başlarız. Arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz ve toplum tarafından uyumsuz bir insan olarak damgalanırız. Aynısını çocuklarımız kendi ülkelerinde kendi okullarında yaşıyorlar. Arkadaşlarının gerisinde kalmaya başladıklarında sıkılmaya başlayarak derslere karşı olan ilgilerini kaybediyorlar. İlk belirti olarak kafalarını sıralarının üzerine koyarak uyuyor gibi davranıyorlar. Bir süre sonra ders konusuyla ilgisiz bir konudan bahsederek arkadaşlarını güldürmeye çalışıyor. Bu yol etkili olmadığında arkadaşlarına sataşıyor, kavga çıkartıyor veya otoriteyi temsil eden öğretmenlere karşı gelerek sosyal yaşamda kendilerini göstermeye çalışıyorlar. Her geçen gün yavaş yavaş toplumun dışına itilmeye, kendilerini başarısız ve değersiz hissetmeye başlıyorlar. Kırgınlık, kızgınlık ve öfke duyguları bir süre sonra sınıf içerisindeki “yaramaz” denilen çocuklara dönüşüyorlar. Akranlarına karşı zorbalık yapmak ve otorite olarak gördükleri öğretmenlerine karşı gelmek sıradan günlük aktiviteleri haline geliyor. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı sosyal ve akademik olarak en iyi şekilde yetiştirmek için neler yapılmalı ve çözüm yolları neler olmalı?

En değerli varlıklarını öğretmenlere teslim eden anne babalar, öğretmenlerin uzman insanlar olduğunu akıllarından çıkarmamalılar. Anne babalar çocuklarıyla ilgili olan sorunlarda okullarımızdaki rehberlik servisiyle işbirliği yapmalıdır.  Öğretmenler kendilerine emanet edilen milletimizin en kıymetli değerleri olan çocuklarımızın üstün yararını düşünerek hareket edecektir. Öğretmenlerin ve okul idaresinin verdiği kararlara saygı duyulmalıdır. Çocuklarımızı kıyaslamaktan ve yarıştırmaktan vazgeçtiğimiz de onlara en büyük iyiliği yapmış olacağız. Her çocuğun yetenekli olduğu, kendisini mutlu hissettiği bir alan mutlaka vardır. Öğretmenlerin ve ailelerin temel amacı bunun bulması için çocuğa yardımcı olmak olduğu unutulmamalıdır.

 Toplumsal barışa giden en büyük adım çocuklarımızın bireysel farklılıklarının olduğunu kabul etmektir. “Yaramazlık yapıyor.” denilerek çocuklarımız dışlamamalıyız.  Kendisini okulda akademik ve sosyal olarak mutlu hisseden bireyler sınıf içerisinde yaramazlık yapma ihtiyacı hissetmeyerek toplumsal kurallara ve kanunlara uymaya daha istekli olacaklardır.