29 Ekim Bir Vatan Sevdası!

Cumhuriyetimizin 102. Yılını coşkulu bir şekilde kutluyoruz.

Mutlulukla, sevinçle, eğlencelerle, yürüyüşlerle, konserlerle…

Cumhuriyetle beraber Türk Vatandaşı ilk defa kararın kendi iradesinde olduğunu hissetti. Kendisini, kendi belirlediği kişilerin temsil etmesiyle onurlandı. Bizler bugün Ulu Önder Atatürk’ün ilan ettiği cumhuriyetin mağrur vatandaşlarıyız.

Bu coşku ve sevinç içerisindeki gösteriler sürerken kendimize sorduk mu hiç?

Bu topraklar üzerinde özgürlüğümüzü kazanırken neler yaşandı. Biz mirasyedi nesil bu toprakların üstünde özgürce yaşamayabilmenin gereğini yapıyor muyuz? Kanlarını döken atalarımızı anıyor muyuz acaba? Hepimizin ailesinden birkaç kuşak önceki ataları illaki bu topraklar için kanını döktü.

Yeni yakın tarihimize bakacak olursak, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum gereği sınır komşularında yaşanan olayları bir hatırlayalım;

2010 yılından itibaren etkisini göstermeye başlayan Arap Baharı dediğimiz olaylar 17 Aralık 2010 yılında Tunus’la başlamış, Cezayir, Lübnan, Ürdün, Moritanya, Sudan, Umman, Yemen,  Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Fas, Irak, Bahreyn, İran, Libya olarak devam etti. Sonuçlarında ise; küçük büyük protestolar, silahlı isyanlar, yenilenen hükümetler, iç savaşlar öldürülen liderler oldu.

Ardından ufak tefek isyanlar, ara ara İsrail-Filistin çatışmaları derken Ukrayna-Rusya savaşı patlak verdi ve şimdide savaşa dönüşen İsrafil-Filistin olayları gündemde.

Bu bölgedeki savaşlar coğrafik konum açısından en çok Türkiye’yi etkiledi. Türkiye’nin iklimsel rahatlığı, siyasal açıdan hümanist bir yaklaşım sergilemesi, yönetim şeklinin özgürlükçü model olması gibi sayabileceğim birçok sebeple savaştan kaçan ve ya savaşmak istemeyen halkların gözde ülkesi oldu.

Ülke olarak her zaman mazlumun ve ezilenin yanında olup vicdanımızla hareket ettiğimiz için halk olarak kabullendik. Şuan ülkemizin nüfusunun 85 milyon olduğu belirtiliyor. Arap Baharının yaşandığı birçok ülkeden ve diğer ülkelerden gelen insanlarla paylaşımlarda bulunduk. Vatanımız çeşitli sebeplerden dolayı doğduğumuz yerden ziyade yaşadığımız yere dönüşmekte ne de olsa… Aynı topraklarda yaşayıp, aynı yerden beslenen hep beraber bir olan toplum haline dönüşmeye çalışıyoruz.

Bununla beraber diğer halklarında yaşadığı kültür şokunun da farkındayım. Zaman içerisinde ırklar asimile olmakla birlikte gelenek görenek ve  ananelerimiz de yok olacaktır. Fakat Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize hediye ettiği cumhuriyet ilelebet daim kalmalıdır ki üzerinde yaşayan insanlara vatan olsun, özgürlük olsun.

 Gelelim cumhuriyetimizin 102. Yılını kutladığımız bugünlere.

Sosyal medyayı, gazeteleri, belediyelerin yaptığı etkinlikleri, insanların eğlencesini ve coşkusunu takip edip, gurur duyuyorum fakat kendime sormadan da yapamıyorum.” Gerçekten bizler cumhuriyetin önemini, insana kattığı değeri bilip gerektiği gibi üzerinde yaşadığımız, bize vatan olan bu toprakların; değerini bilip, ona göre çalışıp birlik içinde vatanımız için gerekli özeni gösteriyor muyuz?”  Çünkü cumhuriyet yönetim şekli olmakla beraber aynı zamanda kültürdür, sanattır, edebiyattır, bilimdir ve ilimdir. Bunlar da sonraki kuşaklara aktarılan birer mirastır. Sonuç olarak vatanımız, birçok ülkenin vatandaşının üstünde yaşadığı ortak değerlere sahip olan bir toprak haline geldi.

Cumhuriyet Nasıl Kutlanmalı;

Elimize bayrağı alıp remikslenmiş marşlar eşliğinde dans edip, arabalarımızla korna eşliğinde şehir turu atarak kutlama yaptığımızı zannederek mi Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkacağız? Oysa ki bu marşlar bizim milli duygularımızı yüceltmek içindi. Sokaklarda dans etmek için değil. Tabi ki kutlayacağız anlı şanlı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin asırlık var oluşu bu…

Cumhuriyetimizin bize armağan edilişinin 102.yılında; bizlere daha fazla vatan sevgisini aşılayıcı, bu toprakların nasıl düşman işgalinden kurtulduğu, bir daha yaşamamak için neler yapmamız gerektiğini anlatan, bize vatan olup özgürlük hakkı veren bu topraklarda yaşayan her insanın vatanını koruyabilmesi için toplumsal bilinç sağlamak adına hazırlanmış kamu spotları ve bu yönde sosyal medya mesajları beklerdim.

Biz Türk Vatandaşlarına bunlar okullarda tarih derslerinde öğretilirken, ülkemize  bazı sebeplerden kaynaklı  göçmen olarak gelen bireylerin de bu değerleri bilip, idrak ederek yaşamasını isterim.

Dünyada bölgesel olarak savaşlar yaşanırken, biz Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan toplumun birlik içerisinde,  tarihte yaşanmış olaylar ve savaşlardan dersini almış, özgürce, üreterek büyüyen, aklını kullanarak Dünyada büyük güç olabileceğimizin farkında olan bir nesil olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sonsuza kadar var olması dileği ile…

Saygılarımla;

Süreyya KOCADAĞ

Sosyolog

Uzman Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni