Neler oluyor bize?


Sosyal medyayı sık kullanırım ancak kişileri takip etmek yerine farklı sayfalardan Dünya’yı ve ülkemi takip etmeyi tercih ederim.
Böyle sayfalardan edindiğim bilgilere göre Dünyamızda yaşanan bazı olumsuzlukları 06 Ağustos tarihinden başlayıp yer belirterek paylaşmak istiyorum.
06.Ağustos.2025 Çin; Toprak kayması,( mal ve can kaybı)
06.Ağustos.2025 Sudan; Dolu Yağışı,( mevsim normallerinin üstüne, sıra dışı büyüklükte dolu)
07.Ağustos.2025 Japonya; Aşırı yağışlar sonucu sel,
07.Ağustos.2025 Venezuela; Aşırı yağışlar sonucu sel,
07.Ağustos.2025 Çin; Aşırı yağışlar sonucu sel,
07.Ağustos.2025 Bangladeş; Aşırı yağışlar sonucu sel,
07.Ağustos.2025 Fas; Aşırı yağışlar sonucu sel,
07.Ağustos.2025 Fransa; Yangın,
08.Ağustos.2025 Yunanistan; Yangın,
08.Ağustos 2025 Türkiye; Çanakkale yangın,
09.Ağutos.2025 Rusya-Kamçatka; Deprem,
10.Ağustos.2025 Türkiye-Balıkesir; Deprem,
10.Ağustos.2025 Rusya; Aşırı yağışlar sonucu sel,
11.Ağustos.2025 Türkiye; Manisa-Orman yangını,
11.Ağustos.2025 Türkiye; Hatay-Orman yangını,
11.Ağustos.2025 ABD; Aşırı yağışlar sonucu sel,
12.Ağustos.2025 Tayvan; Tayfun,
13.Ağustos.2025 Türkiye; Mersin-Silifke; 4 farklı bölgede yangın,
Ne çok hüzün öyle değil mi?
Yukarıda belirttiklerim de çok ağır hasarlı ve zararlı olanlar. Arada bilgisi gelmeyenler ve paylaşılmayanlar illaki vardır.
Görüldüğü gibi bu sadece 6-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında Dünya’nın başına gelenler.
Doğal Afetler, kasıtlı mı, kasıtlı değil mi belli olmayan yangınlar…
İçeriği bilmiyorum ama ne olursa olsun Dünya’ya zarar verdiğini biliyorum.
Bir de Paris İklim Anlaşması var…
Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren bir anlaşmadır.
Amacı; emisyonların mümkün olan en kısa sürede azaltılması ve 21. yüzyılın ikinci yarısına kadar salınan ve tutulan sera gazlarının dengelenmesi hedeflenmektedir. Anlaşma ayrıca, tarafların iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlama yeteneğini artırmayı ve “düşük sera gazı emisyonları ve iklime dirençli kalkınma yolunda tutarlı bir finansman akışı” sağlamayı hedefliyor.
“Gökyüzünde hakimiyet kuran dünyayı yönetir…” söylemi sanırım Paris İklim anlaşması ile uygulanıyor. Bir çok iklim yönetim sistemi uygulandığı açıkça beyan ediliyor. Ayrıca her yerden görüp, duyuyoruz. Yani istenilen bölgede fırtına yaratmak, şiddetli yağmur oluşumu, çöllerde normalde görülmeyen sellerin ve doluların oluşması gibi… burada inanış ikiye ayrılıyor. Bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bir kısım inanış yapay yollarla da yapılabilir yönündeyken; diğer kısım inanış Allah’ın işine karışılmaz yönünde… hangisinin doğru olduğunu zaman içinde hep beraber yaşayıp göreceğimiz bir gerçek…
Anlaşma ile birlikte aynı zamanda dilimize de bir çok yeni terim girdi. Yenilenebilir enerji, doğadan enerji üretmek, yapay et, karbon ayak izi gibi…
Hatta son çıkan yasalarla, evimizin önüne domates bile ekemeyeceğimiz söyleniyor. Anlık gıdaya erişimimiz her alanda daha da zorlaşıyor gibi. Bununla birlikte artan gıda fiyatlarının bütçeleri ne denli zorladığını ülkece hep birlikte yaşıyoruz.
Bunlar olmasa bile yapay ve anlık iklim değişiklikleri yaşadığımız aşikar. Ani ısınma ve soğumalar, aşırı yağışlar, yanan ormanlar ve yanan ekili araziler… Tabi bir de bu ormanların içinde yaşayan doğanın dengesini sağlamak için üstlerine düşen görevi yapmaya çalışan yanarak can veren hayvanlar var. Bunların hepsi insanlık için acı sonun başlangıcı…
Yanan bölgelerde, yeniden ağaçlandırma ve ekim yapılabilmesi için toprağın kendine gelmesi beklenecek. Aşırı yağış sonucu sel ve heyelan olan bölgelerde ekim yapılacak toprak bile yok oluyor ayrıca…
Bir tarafta aşırı sıcaklar ve kuraklık, bir tarafta aşırı yağmurlar, yangınlar ve depremler…
Bizler hep çocuklarımız için iyi bir eğitim, kaliteli bir yaşam derdindeyiz veya daha fazla zenginlik peşindeyiz. Ancak çocuklarımızın bizim yaşadığımız gibi gıda bolluğu içinde yaşayamayacakları bir gerçek. Çünkü zenginliği yaşayacakları “DÜNYA” insan denen varlık tarafından yok ediliyor.
Dünya nüfusu bu yazının yazıldığı an itibari ile 8 milyar 240 milyon…
Sonuç olarak insanlığın yaşayacağı dram adım adım yollarda…
Gıda ve su savaşları…
Bu yüzden çocuklarımıza bir gelecek bırakmak istiyorsak; “Önce Dünyamız” diyorum.
Saygılarımla;