
Uzunca sayılacak bir süredir köşe yazısı yazmaktayım. Ancak ilk defa konu bulmakta zorlandım. Aslında zorlandığım tam olarak söylenemez çünkü olaylara, yaşananlara birden çok mesleği kimliğe sahip olduğum için farklı bakış açıları ve disiplinlerden bakıyorum. Yine de tıkanıyorum. Tıkanmamın ana sebebi konu bulmak da değil. Hangi konuya baksam yoğun bir şekilde eleştirmem lazım. İyiye, güzele hasret kaldık!
Muhasebeci gözüyle ekonomiyi kendimce izliyorum bu alan karmaşa, sosyolog olarak toplumsal olaylara ve aşikar olan sorunlara bakıp; toplumları inceliyorum ayrı bir dram ve yozlaşma var. Sile danışmanı olarak; aile ve çocuk konseptine bakıyorum; dejenere bir durumda ne yazık ki! Eğitmen kimliğimle baktığımda ise kaygılı nesiller kendisini telefona gömmüş telef ediyor. Siyaset bilimci olarak Türkiye ve Dünya siyasetine bakıyorum akıl-sır ermiyor olanlara. İnsanın insana yaptığını ise hiçbir canlı türü kendi ırkına bunu yapmamıştır. Bütün bu yaşananlara, olup bitene gazeteci olarak bakıyorum yüreğimi korku kaplıyor.
Bu yazıyı okuyan herkes lütfen içinde yaşadığımız döneme kendi mesleği açısından bir bakabilir mi?
Bu durumun hepimiz farkındayız.
Ancak uygulama boyutunda belki çaresiz, belki yetersiz kalıyoruz.
Ana sorunun nedense “Ahlak” olduğunu düşünüyorum.
Ahlak ve etik değerleri etkin kullanmıyoruz.
Peki durum böyleyse neden her sohbette konu “Ahlak”…
Neden herkes bireysel çıkarlarını ön planda tutup ardından karşılaştığı veya başına gelen yanlış olayları anlatıp duruyor.
O zaman burada bireysel olarak davranış sorunumuz mu bulunuyor?
Yukarıda farklı meslek alanlarından olaya bir birey olarak baktım.
Kendimde çaresizlikten başka bir şey görmedim.
Yunus Suresi 100.Ayette de denildiği gibi: “Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.”
Sonuç olarak aklımızı ahlaki değerlere göre değil kendi çıkar ve rantımız için kullandığımız sürece yaşarken ölmenin ne demek olduğunu defalarca göreceğiz gibi geliyor.
İşin enteresan yanı ise tarih aklını kullanmayanların bataklığı ile doludur.
Hiç mi ders almayız tarihten…
İşimize geldiğinde ise “tarih tekerrürden ibarettir” der sohbetleri noktalarız ancak öğrenmeyiz.
Aklımızı, ahlak, etik değerler, üretmek, ürettiğin kadar tüketmek ve nasıl daha iyi insan oluruz diye kullanmadıkça çok şikayet eder dururuz.
Aklımızı, ahlaklı bir şekilde kullanacağımız günlere…
Saygılarımla,
Süreyya Kocadağ
Sosyolog
Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni