“Her çocuğun süreci ve korkusu kendisine özeldir”

Tüm Türkiye uykudayken yakalandığımız ve 10 şehirde yıkıma neden olan büyük depremin yaraları sarılmaya çalışılıyor. Depremi yaşayan tüm kesimlerde korku ve endişeye neden olan depremin yarattığı tahribatı aşmak için tüm Türkiye seferber oldu. Peki ya psikolojik tahribat?..

Ülkemizde 06.02.2023 tarihinde sabah 4:17 sularında arka arkaya yüksek şiddetlerde depremler oldu ve bu deprem on ilimizde yıkımlara sebep oldu.
10 ilde büyük yıkımlara neden olsa da Türkiye’nin geneli bu depremin olumsuz etkilerini yaşamaya başladı. Devlet kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar depremin yaralarını sarmaya çalışırken, depremin yarattığı psikolojik etkilerin de onarılması gerekiyor. Daha ileri yaşlarda böylesi durumlar daha kolay atlatılsa da özellikle çocuklarda kalıcı etkilere sebep olabiliyor.

“MADDİ İHTİYAÇLAR GİDERİLEBİLİR, YA İÇSEL İHTİYAÇLAR…”
Güvenlik, barınma ve maddi ihtiyaçların yanında içsel dünyamızdan gelen ihtiyaçlar olduğunu söyleyen Uzman Aile Danışmanı Süreyya Kocadağ, “Canlarımızı, sevdiklerimizi ve evlerimizi kaybettik. Gidenleri geri getirmek maddi olanlar dışında çok zor. Peki ya kalanlar; hepimizin hayata bakışı, hayattan beklentileri değişti ve halk olarak seferber bir şekilde yardıma koşturduk.
Depremden kurtulan insanların önceliği, güvenlik, barınma ve maddi ihtiyaçlar. Bunlar bir şekilde temin edilip yardım edilmeye çalışıldı. Bir de içsel dünyamız var. Hele bir de anne-babaysak ve depremde ailesini kaybetmiş bir çocuğa ebeveynlik yapacaksak bu çocuğa bu süreci atlatmak için nasıl yardım etmeliyiz” dedi.

“ÇOCUĞUN TUTUM VE DAVRANIŞLARINA GÖRE TAVIR BELİRLEMELİYİZ”
Öncelikle; her çocuğun süreci ve korkuları kendisine özeldir, çocuğun tutum ve davranışlarına göre tavır belirlemek gerektiğinin altını çizen Kocadağ, “Çocuklarda artmış hareketlilik veya içe kapanma, kavgalarının artması, ani tepkiler vermesi, eskiden korkmadığı şeylerden korkmaya başlaması, yalnız yatamaması, yanınızdan ayrılmak istememesi ve travmatik olay hakkında çok soru sorması veya travmayı hatırlatan şeylerden kaçınma görülebilir. Bu tepkilerin hepsi belli bir süre ve seviyede normaldir. Her çocuğun süreci ve korkuları kendisine özeldir, çocuğun tutum ve davranışlarına göre tavır belirlemeliyiz” dedi.

“TRAJEDİ İÇEREN BİLGİLER VE GÖRÜNTÜLER ÇOCUKLARLA PAYLAŞILMAMALI”
“Çocuklarımızın duygularını anlamak için onları gözlemlememiz ve onlarda olan değişimleri fark etmemiz gerekir” diyen Kocadağ, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Çocukların yanında deprem konusu konuşulabilir ancak çok trajedi içeren bilgilerin ve görüntülerin çocuklarla paylaşılmaması gerekmektedir.
İçinde olduğumuz zaman çocuklarımıza eğitim vermek için doğru zaman değildir. devamı sayfa 8’de
baş tarafı sayfa 7’de
Kendilerini eleştirdiğimizi zannederler ve bu da onların bizden uzaklaşmasını sağlar.
Çok detaylı sormadan olayı ve duygularını anlatmalarına izin verin. Gerekiyorsa ara ara temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olun (5-8 yaş arası)
Çocuğumuz duygu ve düşüncelerini paylaşmaya henüz hazır değil ise sabırlı olun ve onu zorlamayın. Çocuğu sakince dinleyip onun kendini doğru ifade etmesine yardımcı olun. ‘Anne ve baba çok korkuyorum’ dediğinde, ‘Geçti işte, ne var korkacak’ demek yerine ‘Ben de korktum. Gel konuşalım, neler hissettin, neler düşündün’ gibi yaklaşmak daha doğru olacaktır.”
Çocukların belirsizliğini bundan sonra ne olacağını anlatmak ve kaygılarını yatıştırmak önemlidir.
Yaşlarına uygun olmayan davranışlarını eleştirmeyin, kızmayın.
Sorularına geçiştirici değil, işlerine yarayacak bilgileri vermek, deprem anında kendilerini nasıl koruyacaklarını yaşlarına uygun olarak anlatmak önemlidir.
Çocuğunuz içine kapanmaya başladıysa, onunla oyun oynamayı deneyin, resim yapması için teşvik edin. Çocuklarda çizim yapmanın rahatlatıcı ve iyileştirici etkisi olduğunu unutmayın.
Onu bu ortamda kitap okuması için zorlamayın, kitap okumak istemeyecek, okusa bile sakin kaldığı için, kendi düşüncelerini yönetmeyi bilmediğinden yaşadığı tramvayı hatırlayacaktır.”