Türkiye ‘aşırı yüksek su stresi’ riskiyle karşı karşıya kaldı

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) son verilerine göre Türkiye, 2040 yılına kadar su kaynaklarının tükenme noktasına geldiği ülkeler arasında 27. sırada yer alarak alarm veriyor.


Küresel ısınma, kontrolsüz nüfus artışı ve değişen tüketim alışkanlıkları, dünyayı geri dönülemez bir su krizinin eşiğine getirdi. ABD merkezli düşünce kuruluşu Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) 167 ülkeyi kapsayan kapsamlı analizi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 33 ülkenin 2040 yılına kadar “aşırı yüksek su stresi” riskiyle yüzleşeceğini ortaya koydu.

Türkiye risk sıralamasında 27. sırada

Ağustos 2025 verilerine dayanan araştırmada, su kaynakları üzerindeki rekabet ve rezervlerin tükenme hızı baz alındı. Yapılan projeksiyonlara göre Türkiye, en yüksek risk grubundaki 33 ülke arasında 27. sırada yer alarak su fakiri olma yolunda kritik bir eşiğe geldi. Özellikle üretim aşamasında yoğun su tüketen sanayi kolları, hayvansal gıda talebi ve hızla artan kentleşme, mevcut su arzını her geçen gün daha fazla zorluyor.

Ortadoğu: Su kıtlığının kalbi

Araştırma, su krizinin en şiddetli hissedileceği bölgenin Ortadoğu olduğunu gösteriyor. Risk altındaki 33 ülkeden 14’ü bu bölgede yer alıyor. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve BAE gibi ülkeler en yüksek risk puanına sahipken; Lübnan, İsrail ve Filistin de listede üst sıralarda bulunuyor. Yer altı su rezervlerine ve maliyetli deniz suyu arıtma sistemlerine bağımlı olan bölgede, suyun tükenmesi sadece çevresel değil, ciddi bir ulusal güvenlik meselesi olarak görülüyor.

Göç ve çatışmaların tetikleyicisi: Su

Suyun yönetilememesi, toplumsal istikrarı da doğrudan sarsıyor. Suriye’de 2011 öncesi yaşanan büyük kuraklığın 1,5 milyon kişiyi göç etmek zorunda bıraktığı hatırlatılan raporda, suyun ekonomik büyüme ve gıda güvenliği üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekiliyor. UNESCO Su Bilimleri Bölümü Direktörü Abou Amani, su güvenliğini “insan ve ekosistem sağlığını sürdürmek için yeterli miktarda ve kalitede suya erişim” olarak tanımlarken, bu güvenliğin olmadığı yerlerde sürdürülebilir kalkınmanın imkansız olduğunu vurguladı.

Dünya nüfusunun %26’sı temiz suya hasret

Amani’nin paylaştığı çarpıcı verilere göre, 2024 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 26’sı güvenli içme suyu hizmetlerinden yoksun durumda. Su kıtlığının en ağır yükünü ise su taşımak ve hane yönetimini sağlamak zorunda kalan kadınlar ve kız çocukları çekiyor. Uzmanlar, 2040 projeksiyonlarının birer “kader” olmadığını, su yönetimi ve enerji politikalarında yapılacak köklü değişimlerin bu karanlık tabloyu değiştirebileceğini belirtiyor.