European Heart Journal’da yayınlanan araştırmaya göre meme kanseri taramasında kullanılan mamografi, kalp ve damar sağlığı hakkında da fikir verebilir. Mamografilerin yapay zeka analiziyle meme damarlarındaki kalsifikasyon birikimini ölçmek ve bu riski belirlemek mümkün olabilir.

Damarlardaki kalsifikasyon (kireçlenme/damar duvarında kalsiyumun birikmesi ve damar sertliğine yol açması) kalp krizi, kalp yetersizliği, inme ve ölüm riskini artıran önemli bir faktör. Kalsifikasyon meme damarlarında da meydana geliyor. Bu nedenle mamografilerle meme damarlardaki kalsifikasyon da görüntüleniyor. Memedeki kalsifikasyon, diğer damarlardakileri işaret ediyor.
Peki meme kanseri taraması, kalp damar hastalıkları taraması için de kullanılabilir mi? Bu sorunun yanıtını arayan çalışma, Atlanta’daki Emory Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yapıldı.
Yapay zekanın, ek bir maliyet veya çaba olmaksızın, kardiyovasküler hastalık riski taşıyan kadınları belirlemek için mamografilerin kullanıp kullanamayacağı test edildi.
124 bin kadının mamografisine bakıldı
Çalışmaya, meme kanseri taramasına katılmış, ancak bilinen herhangi bir kardiyovasküler hastalığı olmayan 123 bin 762 kadın dahil edildi ve yedi yıllık verilerine bakıldı. Meme dokusundaki atardamarlarda biriken kalsiyum miktarını analiz etmek için yapay zeka kullanıldı. Meme dokusundaki damarların kalsifikasyon miktarı ‘şiddetli‘, ‘orta‘, ‘hafif‘ veya ‘yok‘ olarak sınıflandırıldı.
Sınıflandırma kadınların felç, kalp krizi veya kardiyovasküler hastalıktan ölüm de dahil olmak üzere ciddi kardiyovasküler hastalık geliştirip geliştirmediklerine dair bilgilerle karşılaştırıldı. Hafif kalsifikasyonu olan kadınların, olmayanlara kıyasla ciddi kardiyovasküler hastalık geçirme olasılığının yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olduğunu saptandı. Orta derecede kalsifikasyonu olan kadınlarda risk yüzde 70’ten fazla, şiddetli kalsifikasyonu olanlarda ise iki-üç kat daha yüksekti.
Mamografide meme arterlerinde görünen kalsiyum miktarı ne kadar fazlaysa, bir kadının kalp krizi, inme veya kalp yetmezliği gibi ciddi bir kalp rahatsızlığı geçirme riskinin de o kadar yüksek olduğu görüldü. Bu durum, genellikle düşük riskli olarak kabul edilen 50 yaş altı genç kadınlarda bile geçerliydi. Diyabet ve sigara gibi diğer risk faktörleri hesaba katıldıktan sonra da geçerliliğini korudu.
Bütün damarlar aynı risk faktörlerine maruz kalıyor
Bu araştırmanın ışığında artık mamografisinde kalsifikasyon görülenler kalp ve damar hastalıkları uzmanlarına yönlendirilir mi? Bu soruyu uzmanlara sorduk.
Ateroskleroz Derneği Başkanı Prof. Dr. Meral Kayıkçıoğlu araştırmanın sonuçlarının önemli olduğunu söyledi: “Damarlar bir bütün. Kalbi besleyen koroner damarla, beyni ya da meme dokusunu besleyen damar sonuçta aynı şekilde kolesterole, tansiyona ve şekere maruz kalıyor. O yüzden kalp ya da beyin damarlarındaki değişikliklerin (ve kireçlenmenin) benzeri meme damarlarında da oluyor.
Kadınlarda kalp ve damar hastalıkları en sık ölüm nedeni olsa da bu konudaki farkındalık düşük. Çalışma mamografilerden yapay zekayla saptanan meme damarlarındaki kalsifikasyonun kalp hastalığı hatta kalp yetersizliği riskini öngörebildiği gösterdi. Cihazın özelliğine göre değişse de sonuçta mamografi oldukça ince kalsifikasyonları da görüntüleyebiliyor.
Söz konusu araştırma bize mamografilerin değerlendirilirken kalp krizi riskini de raporlamak gerektiğini gösteriyor.”
İyi bir fırsat olabilir
Damarlardaki kalsifikasyon çoğunlukla belirti vermiyor. Çok kere başka sebeplerle çekilen tomografilerde (örn. karın, göğüs vb.) görülüyor. Yani rastlantıyla yakalanıyor. Kayıkçıoğlu şunları söyledi: “Kalp damarları için bilgisayarlı tomografiyle kalsiyum skorlaması yapıyoruz. Ancak böbrek taşı şikayeti olanlara çekilen karın tomografileri ya da zatürre olanlara çekilen göğüs tomografilerinde de tesadüfen damarlardaki kireçlenme de görüntülenebiliyor.
Toplum sağlığı açısından diğer yöntemlerindeki gibi mamografilerde saptanan damarlardaki değişikliklerin üzerinde durulması gerekiyor.
Mamografiler kadınların kalp damar hastalıklarını yakalamak açısından çok önemli bir fırsat.”
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşenur Oktay, memeyi besleyen damarlardaki kalsifikasyonların kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisinin bilindiğini söyledi. Yeni araştırmanın meme damarlarındaki kalsifikasyonu derecelendirdiğini vurgulayan Oktay şöyle devam etti: “Mamografiyi 40 yaşından sonra, bir-iki yılda bir tarama amaçlı öneriyoruz. Mamografilerde kireçlenmeyi de genellikle ilerleyen yaşlarda daha çok görüyoruz.
Bundan sonra kalsifikasyonu olan kadınlara ‘kalp muayenesi yaptırın’ denebilir gerçekten.
Mamografi çok etkin bir tarama yöntemi. Hem kolay ulaşılabiliyor ve kolay uygulanabiliyor hem de etkinliği kanıtlanmış. Meme kanserlerini erken saptadığı, ölüm oranlarını azalttığı uzun yıllar önce kanıtlandı.
Çok düşük dozda X ışını kullanılıyor. Uzun bir uçak yolculuğunda alınan kozmik radyasyon kadar alınıyor.
Mamografi yapay zekanın görüntülemede ilk kullanıldığı alanlardan biri. Kuşkulu yerleri işaret ediyor. Yani bizi daha dikkatli bakmamız için yönlendiriyor.
Bütün eforumuz, amacımız kanseri saptamak. Doğrusu damarlardaki iyi huylu kalsifikasyonlar arka planda kalıyor. Ancak bu vakaları kardiyolojiye yönlendirebiliriz gerçekten. Daha uyarıcı olabiliriz.”
