21 katlık maden genişlemesine hukuk mücadelesi

Toroslar’ın zirvesi Arslanköy, boksit ocağındaki devasa kapasite artışı projesiyle “vahşi madencilik” kuşatması altına girdi. Bölgeyi adeta haritadan silecek projeye karşı bayrak açan Arslanköylü hukukçular, “Bu bir kalkınma değil, doğa ve tarih katliamıdır” diyerek hukuk mücadelesi başlattı.


Mersin’in akciğerleri ve en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Arslanköy, Berus Maden İşletmeleri A.Ş.’nin yıllık 1 milyon ton üretim hedefleyen boksit ocağı projesiyle ekolojik bir uçuruma sürükleniyor. 23,7 hektarlık mevcut sahanın 510 hektara çıkarılmasını öngören kapasite artışı, bölge halkını ve çevrecileri ayağa kaldırdı.

Statü oyunu madencinin elini mi güçlendirdi?

Arslanköy’ün hem maden hem de “statü” oyunlarıyla kıskaca alındığını savunan Avukat Yunus Temur, dikkat çekici bir iddiada bulundu. Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın girişimiyle birçok köyün “kırsal mahalle” statüsüne geri döndüğünü ancak Arslanköy’ün kasten bu kapsam dışında bırakıldığını belirten Temur, süreci şöyle özetledi:

“Şehir merkezine yakın köyler bile kırsal statü alırken, 65 kilometre uzaklıktaki Arslanköy ‘kent mahallesi’ sayılmaya devam ediyor. Bu durum, maden ruhsatı ve ÇED süreçlerini şirket lehine kolaylaştırıyor. Eğer Arslanköy kırsal statüde olsaydı, bu denli vahşi bir madencilik projesine izin verilmesi çok daha zor olacaktı. Toroslar Belediye Meclisi’nin bu kararına karşı iptal davamızı açtık.”

“Arslanköy’den Karaman’a kadar bir yıkım hattı”

Projenin sadece Arslanköy’ü değil, bölge sınırlarını aşan bir alanı etkileyeceğini vurgulayan Avukat Elif Ece Ceylan, maden sahasının 21 kat büyüyeceğini ifade etti. Kendi memleketi için mücadele eden Ceylan, tehlikenin boyutlarını şu sözlerle anlattı:

“Bu genişleme projesi Arslanköy’den başlayıp Karaman sınırına kadar ulaşıyor. Tarım arazilerimiz, su kaynaklarımız ve hatta Alevi toplumu için kutsal sayılan Bulgar Bozoğlan Türbesi gibi inanç merkezlerimiz bu devasa şantiyenin altında kalma riskiyle karşı karşıya. 15-20 kişilik istihdam vaadiyle koca bir ekosistemi ve tarihimizi feda edemeyiz.”

“Kamu yararı mı, rant mı?”

Muğla ve Giresun gibi şehirlerde yaşanan benzer doğa talanlarına atıfta bulunan hukukçular, Mezitli Anayurt Mahallesi’ndeki çiftçi direnişini de hatırlatarak “kamu yararı” kavramının sorgulanması gerektiğini belirtti. Arslanköy’de 34 bin 500 kişinin yaşadığı alanların boşaltılma riskine dikkat çeken Ceylan, “Biz madene değil, kanunların adrese teslim şekilde çıkarılmasına ve vahşi madenciliğe karşıyız. 100 yıldır bu toprakları işleyen çiftçinin direnişi, gelecek nesillerin yaşam hakkı mücadelesidir” dedi.

Arslanköy halkı ve hukukçular, Toroslar’ın bu eşsiz coğrafyasını dinamit dumanına ve boksit tozuna teslim etmemek için tüm siyasi partileri ve kamuoyunu tek yürek olmaya davet ediyor.