Türkiye’nin erkenci meyve ambarı Mersin’de, yazın en tatlı müjdecisi olan üzüm hasadı için geri sayım başladı. Sahil kesimindeki seralarda asmaların boy vermesiyle birlikte tarım işçileri, sofralara kaliteyi taşımak adına “yeşil mesai” olarak adlandırılan kritik bakım sürecine girdi.
Kaliteye giden yol: Salkım seyreltme ve güneş banyosu
Üzümün olgunlaşma sürecinde lezzet ve iriliği belirleyen en önemli faktör olan bakım çalışmaları, işçilerin maharetli ellerinde şekilleniyor. Sabahın ilk ışıklarıyla seralara giren işçiler, tanelerin daha iri ve sağlıklı büyüyebilmesi için sık olan bölümleri özenle seyreltiyor.
Salkımların yeterli güneş ışığını alabilmesi ve hava sirkülasyonunun sağlanması amacıyla, meyveyi gölgeleyen yapraklar tek tek temizleniyor. Bitkinin enerjisini gövde yerine meyveye vermesini sağlayan “uç budama” yöntemiyle, Mersin’in dünyaca ünlü sofralık üzümlerinin bu yıl da en yüksek kalitede hasat edilmesi hedefleniyor.
Sera sıcaklığı 45 dereceyi buluyor
2026 yılı yevmiye tarifeleriyle sahaya inen tarım işçileri, üretim zincirinin en zorlu ve kritik halkasını oluşturuyor. Dışarıdaki havaya rağmen sera içindeki sıcaklığın 40-45°C seviyelerine ulaştığı zorlu koşullarda çalışan işçiler, her bir salkıma adeta bir “bebek” gibi baktıklarını ifade ediyor. Bu yoğun alın teri, Mersin üzümünün hem iç piyasada hem de ihracatta neden vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
